Gebelik ve Beslenme

Gebelikte Cinsel İlişki
Mart 11, 2015
Gebelik Öncesi Danışmanlık
Mart 11, 2015

GEBELİKTE BESLENME

Hamile kalmayı düşünen kadınların, gebelik öncesinde sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını edinmesi gerekir. Dengeli ve sağlıklı beslenme hamilelik sırasında ve devamında da devam etmelidir.

Hamilelikte vücut yeni gelişen bebeğin büyümesi ve gelişmesini sağlayabilmek için yeni bazı düzenlemeler yapar ve bazı maddelere ihtiyacı artar. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda beslenmenin düzenlenmesi daha sağlıklı bir bebeğin dünyaya getirilmesine yardımcı olur.

Bilinçli beslenerek, fiziksel açıdan aktif olarak ve yeterli düzeyde dinlenerek hem sizin hem de bebeğinizin sağlığını koruyabilirsiniz. İyi beslenen ve bilinen risklerden sakınıldığında; gebelik süresince ve doğumda çok az komplikasyon görülmekte ve sağlıklı bebekler dünyaya getirmektedirler. Aksi  durumda ise bebeğin büyüme ve gelişmesini olumsuz etkilemekte, bebekte gelişme geriliği, erken doğum ve düşük doğum ağrılığına neden olmaktadır.

Gebelikte bebeğe yararlı olduğu bilinen besin maddelerinin alınması, zararlı olduğu bilinen ya da muhtemel zararları olan maddelerin alınmasından kaçınılması gerekir. Bu nedenle, sağlığınızın güvencesinin temel taşlarından biri diyettir.

Sabah bulantıları, kabızlık, mide ekşimesi ve şişme gibi gebelik ile birlikte sıklıkla oluşan rahatsızlıkların kesin bir çözümü yoktur. Annelerin % 50 ila 90′ ı sabah bulantısı çekmektedir. ‘Sabah Bulantıları’ gündüz veya gece herhangi bir saatte ortaya çıkabilir. Bu olay gebeliğin ilk 3 ayından sonra da devam edebilir. Bazıları için sabah bulantıları sadece az miktarda mide bulantısından ibarettir. Diğerleri için durum sürekli olabilir. Gebe kadınlarda su ve ağırlık kaybı riskine neden olabilecek düzeyde ağır mide bulantısı ile birlikte kusma görülebilir. Hamileliğin ilk aylarında yaşanan bu bulantı ve kusmalar kişide ilk aylarda kilo almını engelleyecektir. Gebeliğin 13.  ve 14. haftasından sonra bulantılar azalır, iştah artar.

Gebelik süresince kusma ve mide bulantısı insanların bir zamanlar düşündüğü gibi psikolojik rahatsızlık değildir. Bunun çoğunlukla östrojen düzeylerinde artışla alakalı olabileceği düşünülmektedir. Vücudunuzda bulunan tüm değişiklikleri göz önünde bulundurarak, ara sıra meydana gelen rahatsızlıklardan dolayı endişe edilmemelidir. Bu zamanlarda ne ve nasıl yediğiniz bazı problemlerinizi hafifletecektir.

 

İlk Üç Aylık Dönemde Beslenme

Bu dönemde gebe canının çektiği gıdaları sık sık, azar azar besin tüketmelidir. Bebek, ihtiyacı olan tüm gıdayı kolaylıkla temin edecektir.

Kişide gebelik boyunca günlük kalori gereksinimi 300 kcal artmakta, günlük gereksinim 2200 kcal’den 2500 kcal’e çıkmaktadır. Süt veren annelerde ise gereksinim günde 2600 kcal’dir.

Tüm planmış olan gebeliklerden en az üç ay öncesinde Folik Asit kullanımına başlanmalı. Birleşmiş Milletler Hastalık kontrol ve Korunma Merkezi  (CDC- Centers for Disease Control and Prevention) çocuk doğurma çağındaki ve özellikle gebe kalmayı planlayan bayanların günde 0.4 miligram (400 mikrogram) folik asit almalarını önermektedir. Gebelik esnasında 800 mikrograma çıkılabilir. Folat diye de bilinen folik asit bir B vitaminidir (B9). Bebeklerde ciddi beyin ve omurilik hastalıklarını %70’den fazla azalttığını göstermiştir. Folik asit aynı zamanda hücre büyümesinde ve organ gelişiminde de rol oynar. Folik asit; mercimek, kuşkonmaz, ıspanak, fasulye, yer fıstığı, portakal suyu, tahil ekmeği, brokoli, marul, yeşil yapraklı sebzeler ve kahvaltılık tahıllarda bulunmaktadır.

Kafein, kahve, kola, çay, çikolata ve bazı ilaçlar bulunur. Bu içeceklerin yerine taze sıkılmış meyve suları ve ayran tercih edilmelidir.

Meyvelerin iyice yıkanması, sebzelerin sirkeli suda bekletilip durulandıktan sonra tüketilmesi, dışarıda gıda tüketiminde salataların tercih edilmemesi önerilir.

Katkı maddesi içeren gıdalar tüketilmemeli, aşırı yağlı ve tatlı gıdalar bebeğin gelişimine katkı sağlamayacağı gibi annede de gereksiz kilo alımına neden olur.

Beyaz et, balık, haftada bir olmak kaydıyla kırmızı et tüketimi yapılmalı, çiğ et içeren besinlerden (salam, sosis, çiğ köfte) uzak durulmalıdır.

Gebelikte beslenme, tüketilmesi önerilen gıdalar ve alışkanlık 13. Haftadan sonra önem taşır.

 

İkinci  ve Son trimestrde Beslenme

 

Demir

Artan kan hacmi ve gebe olması nedeniyle kişi diğer insandan daha fazla demire ihtiyaç duymaktadır. Bu dönemde kadınlarda anemi (kansızlık) görülebilmekte, nedeni ise vücutta bulunan demir eksikliğidir. Kaybedilen kanın yerine konmaması anemi hastalığının devamına neden olur.  Bazı durumlarda demir eksiklğinin nedeni genetik de olabilmektedir. İlk 3 ay bebek depolanan demiri kullanacaktır ve demir alımı hamilelik bitimine kadar devam edecektir.

Demir Eksikliğinin Tanısı; Kan tahlilinde hemoglobin düzeyinin 10gr/dl’nın altında olmasıyla kansızlık tanısı konabilir. Bu tahlil erken gebelik döneminde yapılmaya başlanmalı ve gebeliğin 28-30’uncu haftalarında doğum yaklaşırken tekrarlanmalıdır.

Demir Eksikliğinin Neden Olduğu Durumlarda Kişide; Kişide, yorgunluk, ishal, kabızlık, çabuk yorulma, halsilik, konsantrasyon eksikliği, kalp atım sayımında artma, mide bulantısı, mide yanması, doğum kanamalarının artması soluk renkte cilt, büyümede yavaşlama, davranış bozuklukları, toprak ve kağıt yeme isteği, anne karnında gelişme geriliğine, bebekte ani ölümlere, bebekte kansızlığa neden olmaktadır.

Demir İçeren Besinler; Yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, erik, fasulye, keçi boynuzu, kırmızı kuru üzüm, ceviz, fındık, badem, kırmızı et, bezelye, lüfer, istiridye, erik, kurutulmuş meyve demir açısından zengin besinlerdir. Vücutta demirin emilimini artırmak için diğer besinlerden; limon, maydonoz, portakal tüketilebilir. C vitamini de demirin emilimini artırır.  Antibiyotik kullanımı demirin emilimine azaltacaktır. Günlük 30 mg demir takviseyi önerilir. İkiz bebeklerde demir alımı daha fazladır.

 

Kalsiyum

Kalsiyum vücutta güçlü kemik (%99) ve dişler için gerekli olan bir mineraldir. Gebeliğin 8. Haftasında oluşmaya başlayan kemik ve dişlerin gelişimi için gebelikte normalde gerek duyulan kalsiyumun iki katı kadar  kalsiyum alınmaktadır.

Kas büyümesi ve kasların gerginliği, enerji üretimi, kanın pıhtılaşması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması, gebelik ve doğumdan sonra süt yapımında da büyük rolü vardır. Ayrıca kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Kanın pıhtılaşmasına da yardımcı olur. Kasların ve sinirlerin uygun bir şekilde fonksiyon göstermesine katkı sağlar. Kalbin normal atmasında faydalıdır.

Kalsiyum Fazlalığı; Anne adayının kemik yoğunluğu azalır ve osteoporoz belirtileri görülebilir. Osteoporozda kemiklerde zayıflama, incelme meydana gelir. Kemikler daha çabuk kırılabilir.

Kalsiyum Eksikliği; Kemik ve dişlerin zayıflaması sonucu görülen raşitizm, diş çürümesi ve kemik erimesi, saç tırmakta kırılmalar, kas krampları, egzama, eklem ağrıları, sinirlilik, uykusuzluk, depresyon, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısına neden olur.

Kalsiyum Fazlalığı; Böbrek taşı, böbrek hasarına neden olur.

Kalsiyum İçeren Besinler; peynir, tofu, süt, yoğurt ve diğer süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler,  muz, kayısı, kara fasulye, brokoli, brüksel lahanası, somon balığı

 

Çinko

Hücre yapımının hızlı olduğu ve hücre gelişiminin önemli olduğu gebelik döneminde çinko ihtiyacı artmaktadır. Vücudun bakım ve onarımı için gereklidir. Emziren annede günlük 12 miligram, hamilelikte 11 miligram çinko alımı olmalıdır.

Çinkonun Faydaları; DNA ve protein yapısında önemli rol oynar.  Bağışıklık sistemini desteklemeye, koku ve tat duygusunu geliştirmeye ve yaraların iyileşmesine yardımcı olur.

Çinko; vejeteryan beslenme şeklini tercih eden hamilelerde görülebilir. Çünkü sebzelerden yeterince çinko alımı yapılamayabilir.

Çinkonun Zararları; iştahsızlık, şiddetli ishal, düşük yapma, iştah kaybı, yaraların daha geç iyileşmesi, koku ve tat duygusunda sorun, bebeğin gelişiminde sorunlar, düşük ağırlıklı bebek doğurma, kan zehirlenmesi, zayıflayan bağışıklık sisteminden dolayı enfeksiyonlara karşı daha yatkınlık, gece körlüğü, ciltteki döküntüler, cincel gelişimin gecikmesi, davranış bozuklukları görülebilir.

 

Çinko İçeren Besinler; Süt, yoğurt, tavuk, hindi, sığır eti, istiridye, yengeç, yer fıstığı

Protein

Anne karnında gelişen bebeğin vücut hücreleri, anne vücudundaki değişiklikler, plasenta protine gereksinim duyacaktır. 950 g kadar protein birikmesi anne karnındaki bebeğin büyümesi demektir. Bu nedenle gebelik döneminde fazladan 20 gram (gebe olmayan kadınlarda 50-60 gram, gebelik dönemi 70-80 gram) proteine ihtiyaç duyulur.

Protein vücudun  ürettiği enerjinin yakklaşık %10-15’ini karşılar.

Protein İçeren Besinler; balık, et, kuru baklagiller, sütten yapılan besinler, kaşar peyniri, yumurta, mercimek, fıstık ezmesi,  yemişler, barbunya, tofu, makarna, kepek ekmeği, esmer pirinç, yulaf, havuç.

 

Vitamin

Diğer alınan besinler kadar vitaminlerin de doğal yollarla alınmasına önem verilmelidir. Büyüme, gelişme, kan yapımı, enzimlerin fonksiyonları, hücrelerin düzgün çalışabilmeleri için gerekli olan temel maddelerdir. Vitamin ve minerallerin günlük alınması gereken miktarları genel olarak gebelik ve emzirme döneminde artmaktadır. Hamilelik döneminde alınması gereken vitaminler her kişi için aynı oranda önerilmez. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu düşünerek alınan vitaminlerin de doktor kontrolünde alınmasına özen gösterilmeli.

 

A vitaminin aşırı alınması durumanda vücutta depolanmaya başlar, bu fazlalık bebekte bel kemiği açıklıkları, idrar yolu bozuklukları, kemik sakatlıklarına, hamilelik sırasında karaciğer yenilmesine yol açabalir.  Sarı ve turuncu meyve ve sebzelerde yüksek oranda bulunur.

 

B vitamini ise sinir sistemi ve beyin yollarının fonksiyonlarını iyi yerine getirmesi için önemlidir. Avakodo, mango, muz, fındık ve yeşiy yapraklı sebzelerde bulunmaktadır.

 

C vitamini suda çözünen vitaminlerdendir, Bağışıklık sisteminün güçlü hale gelmesi, doğum sonrası dokuların iyileşmesi, alınan besinlerin vücut tarafından emilmine katkıda bulunur. Diğer vitaminlere göre sizin ve bebeğinizin vücudunda depolanmaz, idrar  yolu ile dışarıya atılır. Her gün C vitamini alımına gerek duyulmamaktadır. Böğürtlen, ahududu, narenciye, taze meyve suları, brokoli ve Brüksel lahanasıda ve turpgillerde bolca bulunur.

 

D vitaminin vücutta en iyi fonksiyonu kemik ve kalsiyum  metabolizmasına etkisidir.  Büyüme ve gelişme üzerine, hücresel farklılaşma, beyin gelişimi ve bağışıklık sistemi, kemiklerin güçlü olması, bağırsaklarda kalsiyum emilimi, çocuklarda raşitizm hastalığının oluşmasını önler, depresyon ve şizofreniden korur.  Ayrıca her en az 30 dakika, saat 10 ve 15’ten sonra filtrelenmiş şekilde güneş ışığı alımında D vitamini için gereklidir.  Hamile kadınlar için günlük D vitamini ihtiyacı 5 mcg’dır

D vitamini fazlalığında, bulantı, kısma, kabızlık, halsizlik, kilo kaybı, kandaki kalsiyum düzeyinde artma görülebilir.

Yağlı balıklarda (somon, karides) ve balık yağlarında bulunmaktadır. Süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, karaciğer, kakao, D vitamin içeren tahil ürünlerinde bulunur.

 

Su Tüketimi

Hamilelikte su tüketimi faydalanılan diğer besinlerin tüketimi kadar önem taşımaktadır.

Suda bebeğe faydası olacak minaraller bulunduğu, bebeğin su topu içinde yaşadığı ve amniyo sıvısı içinde gerek duyduğu tüm minarelleri sağladığından(sıvı kendisin 3 saatte bir yenilemekte), yine bu dönemde karşılaşılan kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları (erken doğum, düşük) ve hemoroi oluşumundan dolayı su tüketimi günde 3 litreye yakın olmalıdır.

Su tüm organların (özellikle bağırsak ve böbrekler) düzenli çalışması, zararlı atıkların hızlı temizlenmesine yardımcı olur.

 

ÖRNEK MENÜ
Kahvaltı

1 yumurta

2 dilim ekmek

Peynir, yeşillik, domates, tereyağ veya bal ile birlikte

1 bardak portakal suyu veya süt
Ara Öğün

1 kase yoğurt

1 meyve
Öğle

Peynirli makarna, salata

yenebiliyorsa etli bir sebze yemeği
İkindi

2 galeta

beyaz peynir

1 elma

Domates ve salatalık

 

Akşam  

1 porsiyon ızgara balıkbalık, et yada tavuk (sebzeli)

1 ufak boy haşlanmış patates

haşlanmış brokoli

1 bardak ayran
Gece

1 su bardağa süt veya sütlü tatlı

1 porsiyon meyve